Siz hiç..

Siz hiç ıce tea mango içerken ağladınız mı ? 

Yada bir köşebaşı parkında ki boş banka bakıp ağladınız mı ? 

Yada komik yüz ifadelerinizin bulunduğu fotoğraflara bakıp ağladınız mı ? 

Basit bi mağazadan aldığınız basit bir gömleğe bakıp ağladınız mı ? 

Ayakkabınızda ki lekeye bakıp ağladınız mı ? 

Hiç olmayacak tribün şarkılarını dinleyip ağladınız mı ? 

Peki soğuk yurdunuzun ıssız merdivenlerinde oturup birbaşınıza hıçkırıklarınızı içinize gömdünüz mü ? 

Okulunuzda ki sıradan bir bloğa girip sıradan bi köşede ağladınız mı ? 

Siz hiç sigaraya bakarak ağladınız mı ? 

Yıllardır sıradan bir şekilde minübüs beklediğiniz durağa saatlerce bakıp ağladınız mı ?

yiyemeyeceğiniz ton balığını alıp dolabınız da sakladınız mı ? 

Siz hiç şive taklidi yaparken ağladınız mı ? 

Canınız goruk suyu çekti diye ağladınız mı ? 

Kar helvacısı açma planınızı arkadaşlarınıza anlatırken ağladınız mı ? 

Turuncu bi eşofman üstüne bakarken ağlanız mı hiç ? 

Fenerbahçe yenilmesin diye ağlayarak dua ettiniz mi ? 

Okulda oturduğunuz yalnızca 2 bank varken ikisinde de ayrı ayrı ağladınız mı ?

Siz hiç soğuk bir akşam otobüs terminalinde tek başınızayken ayrı ayrı limonata ve karadut söylediniz mi ? 

Tanımak

Büyüdükçe; insanları tanımaktan, öncelikle de kendini tanımaktan nefret etmeye başlıyor insan. Çünkü çocukken hayal ettiğiniz kişi olamayacağınızı anladığınızda çok farklı bir kişiyle tanışıyorsunuz. Kendinizi tanıdığınıza bile pişman olmaya başlıyorsunuz. Önce kendinizden sonra diğer insanları tanımaktan soğuyorsunuz. Kendisinden bile umudunu kesmeye başlayan insan, başka insanlara nasıl güvenebilir ki..

Biliyorum sen değiştirdin zamanı…

Senin daha çok farkına vardım

Gerçekti yaşadıklarım
Biliyorum sen diyarlarındayım
Ağlama deme bana
Değen şeyler için ağlarım çünkü
Yitirdiklerim bir gözyaşı ağacıdır şimdi
Sevdama aç yüreğini
Kollarını kanat yap gel bana
Umutlandım umutlu oldum
Biliyorum anladım anlamına vardım
Ağlama deme bana
Değen şeyler için ağlarım çünkü
bir düş yağmurudur şimdi
Ağlama deme bana
Değen şeyler için ağlarım çünkü
Bir yaşamda iki yürek iki yürekte bir sevda
Gece gündüze döndü
Bir yıldız bir çiçekle seviştiDüşler gerçeği aradı

Biliyorum sen değiştirdin zamanı 

Saçlarının ucundaki kırıklar..

Seni onlardan ayıran neydi? Beni sana böyle körü körüne bağlayan, kilitli kılan, kutsal bir değer gibi içimde İlahlaştıran o şey neydi?

Yüzlerce gece tek bir cevap alamadan
sorduğum her soruda başka bir sen cevapladım kendime. sensiz yaşamayı düşünemiyordum. 
Uyandığım her sabah yanıbaşımda seni görmek, acıyan, ağrıyan her yerime seni sürmek istiyordum. 
Bir insan nasıl olurda kendinden başkasını bu denli muhtaç hissedebilirdi.
Anlamıyordum, anlayamıyor olmak beni öfkelendiriyor, biraz ötemde olduğun her an sana temas edebilmek arzusuyla yüzsüzleşiyordum. Bir başkasının sana dokunduğunu, sana seslendiğini hayal etmek beni ben olmaktan alıp hayvanlaştırabiliyordu.
Bu tutku çıkması kaçınılmaz bir savaşıda peşinden sürüklüyordu.
“Her zerremle sana aşıktım,
Her zerremle senden nefret ediyordum. ”

Kendini hiç görmediği tanrısına adamış onun için bütün insani değerlerini yitirmiş Ortadoğulu bir manyaktan tek farkım benim tanrımın teninin kokusunu biliyor olmamdı.

Onu koklamıştım, onunla sevişmiştim. 
Bütün insanlığın son bulmasını istemiştim. 
Kutupları, çölleri, Venezuella’yı bütün doğayı ona hediye etmek istemiştim.
Düzenli nefes alıp verebilmemin tek koşuluydu.
Kanserimdi,
vücuduma yayıldı.
İçim tam manasıyla ona aitti.

Sormaktan hiç bıkmadım.
Onu nefes alan bütün canlılardan önemli kılan neydi?

Neden tamamınızın ölmesi onun saçının ucundaki kırıklardan önemsizdi..

Durum

Karar verdim artık yaşamaya, gökyüzüne daha fazla bakmaya,
Daha fazla martıların çığlıklarına kulak asmaya, bence onca feryat figan da bir şeyler gizli bize bir şey anlatmaya çalışıyorlar bu dünyanın büyüklüğünden ve uçmanın harika olduğundan ya da bizlere gülüyorlardır ya da belki de sadece balıklarla arkadaş olduklarından simit atmamız için bize yalvarıyorlardır sonuçta bu da yaşamak için gerekli değil mi?? Ekmek, su, hava.. biraz da çay olsa iyi olur aslında..hatta kahve varsa mükemmel olur… çok mu şey istedim olsun istemek iyidir..
Ben yaşamak istiyorum,
Ben nefes almak istiyorum,
Ben geçmişimi unutmak istiyorum,
Ben yeniden başlamak istiyorum,
Ben hedef koymak ve ona ulaşmak istiyorum,
Ben yeni bir yol çizmek istiyorum,
Ben artık kendimi görmek istiyorum,
Ben keşfetmek istiyorum,
Ben sevmek istiyorum,
Ben sevilmek istiyorum,
Ben dünyaya sarılmak istiyorum,
Ben artık kendim olmak istiyorum,
Ben artık ben olmak istiyorum,
Ben varım demek istiyorum,
Ben buradayım,
Ben buradaydım,
Ve hep burada olacağım..

İçimizde kopan fırtınaları ne durdurur ?

Başka yere ait olup istenmediğiniz yerde olmak… bilmiyorum çözümü yok.

Ne demek ki birinin gönlüne girememek….

Beceriksizlik sadece. 

Sevilmemek ne kadar zor ? Cevabını bilmiyorum. Ama şuan öyle bir şey. 

Kelimesizlikler..

Anlamını yitirmiş durumlar vardır. Artık değeri kıymeti olmayan. Yıpranmış…

Aynen öyle işte. Ağızdan çıkmış, çıkıyor ama önemi yok. İfadesizlik. 

Yaşanıyor ama kifayetsiz. Nasıl ağır, nasıl zor…

Yada nasıl anlatılır ki ? 

Ah Kelimesizlikler